Mete GÖNÜLTAŞ
1 Mayıs bir “kutlama” değildir.
O, sömürü düzenine karşı açık bir meydan okumadır.
Bugün, işçi sınıfının yalnızca taleplerini değil; tarihsel iddiasını ilan ettiği gündür:
Emeğin olmadığı yerde hiçbir meşruiyet yoktur.
Sanayi kapitalizminden bugünün finansallaşmış, parçalı ve güvencesiz emek rejimlerine kadar değişmeyen gerçek şudur: Sermaye büyürken emek daraltılır. Kâr artarken yaşam alanı küçülür.
Bu nedenle 1 Mayıs bir ritüel değil; mücadele gün ve alanıdır.
1 Mayıs HAK DEĞİLSE HİÇBİR ŞEY DEĞİL!
1 Mayıs’ın yasaklanması ya da sınırlandırılması, teknik bir idari karar değildir.
Bu, doğrudan doğruya sınıf mücadelesine müdahaledir.
Çünkü 1 Mayıs, şu hakların toplamıdır: Grev + Toplu sözleşme + Örgütlenme + Gösteri ve yürüyüş.
Bu hakların her biri tarihsel olarak bedelle kazanılmıştır. Hiçbiri verilmemiştir ve hiçbiri pazarlık konusu değildir.
Dolayısıyla mesele basittir:
1 Mayıs ya haktır ya da hiçbir hak yoktur.
TÜRKİYE = YOKSULLAŞTIRMA REJİMİ VE SİSTEMATİK ÇÖZÜLME
Bugünün Türkiye’sinde emek yalnızca sömürülmüyor; tasfiye ediliyor.
Ücretler sistematik biçimde baskılanıyor, Sendikal örgütlenme dağıtılıyor, İşçi sınıfını ve Çalışanları Manipüle eden Sendikalar destekleniyor, Taşeronlaşma kalıcılaştırılıyor, Gençlik ve kadın emeği en kırılgan alanlara sürülüyor
Bu tablo bir “ekonomik kriz” değil; bilinçli bir sınıfsal yeniden düzenleme sürecidir.
Yoksulluk tesadüf, Güvencesizlik istisna değildir.
Bunlar, kurulan düzenin temelidir.
PEŞKEŞ, BAĞIMLILIK VE YENİ İKTİDAR BİÇİMİ
Kamu varlıklarının el değiştirmesi, yalnızca ekonomik bir tercih değildir. Bu, ülkenin toplumsal zenginliğinin sistematik biçimde devredilmesidir. Stratejik sektörler özelleştiriliyor, Doğal kaynaklar ve altyapılar devrediliyor, Kamusal alan piyasanın denetimine açılıyor.
Bu süreç, içeride bir sınıf aktarımı yaratırken; dışarıda bağımlılık ilişkilerini derinleştirir.
Bugün Türkiye ekonomisi: Küresel finans merkezlerine, Körfez sermaye akışlarına, Dış kredi ve yatırım mekanizmalarına bağımlı bir yapıya doğru itilmektedir. Bu bağımlılık yalnızca ekonomik olmayıp, Siyasal bir yönelim üretir.
Karar alma süreçleri daralır, Yürütme merkezileşir, Toplumsal denetim zayıflatılır, Muhalefet bastırılır.
Ortaya şu tablo çıkar: Biçimi tartışmalı olabilir, ama özü açıktır: Halktan kopmuş, merkezileşmiş ve hesap vermez bir iktidar modeli.
Bu model, tarihsel olarak farklı coğrafyalarda gördüğümüz yönetim biçimleriyle akrabadır:
servet yoğunlaşması + siyasal merkezileşme + toplumsal bastırma.
TAKSİM: BİR MEYDAN DEĞİL, HESAPLAŞMA ALANIDIR
Türkiye’de 1 Mayıs tartışması, doğrudan ile ilgilidir. Çünkü Taksim bir alan değil; bir iddiadır.
Egemenlerin defalarca saldırı ve katliamlarıyla 1Mayısın burada kutlanmasını engellemeye çalışması, işçi sınıfını çözülmesi ve haklarından vaz geçmesini sağlamak içindi. İşte bütün bunlar meydanı sıradan olmaktan çıkarmıştır.
Orası, işçi sınıfının kanla yazılmış hafızasıdır.
Bu yüzden Taksim yasaklanır. Çünkü Taksim açılırsa: Hafıza geri döner, Sınıf bilinci görünür olur, Kamusal alan yeniden siyasal bir zemine dönüşür.
Taksim’i kapatmak, yalnızca bir meydanı kapatmak değildir.
Toplumsal hafızayı kilitleme girişimidir.
Ama hafıza kapatılamaz.
TAKSİM’DE 1 MAYIS: DÜZENİN KARŞISINA DİKİLEN İRADE
Bugün Taksim’de 1 Mayıs demek:
- Özelleştirmeye karşı kamusal mülkiyeti savunmak,
- Yoksullaştırmaya karşı yaşam hakkını savunmak,
- Bağımlılığa karşı toplumsal egemenliği savunmak,
- Otoriterleşmeye karşı kamusal alanı geri almak demektir.
Bu nedenle Taksim talebi “sembolik” değil, Doğrudan siyasal bir taleptir.
Ve bu talep şunu söyler: Bu ülke bir şirket değildir. Bu toplum bir piyasa nesnesi değildir. Bu halk yönetilen değil, özne olmak zorundadır.
GERİ ALMA ÇAĞRISI
1 Mayıs beklenen bir gün değildir.
Alınan bir gündür.
- Haklar alınır
- Meydanlar alınır
- Gelecek alınır
Hiçbir iktidar, hiçbir yasak, hiçbir baskı emeğin tarihsel yürüyüşünü durduramaz.
Son söz nettir:
Emek yasaklanamaz.
Haklar askıya alınamaz.
Hafıza silinemez.
Taksim kapatılamaz.
Ve bu yüzden: 1 Mayıs, yalnızca bir gün değil; bir geri alma iradesidir.
Bu yüzden çağrı açıktır, doğrudandır, tartışmasızdır:
1 Mayıs’ta Taksim Alanı’na.
Birleşik Siyaset