Dünya Halklarının Özgürlüğü ve Barışı İçin; NATO Savaş Aygıtı Dağıtılsın, Askerî Üsler Kapatılsın!

Emperyalist paylaşım ve hegemonya mücadelesinin keskinleştiği, savaş ve çatışmaların dünya halklarının yaşamını kâbusa çevirdiği bugünlerde insanlık, 3. Dünya Savaşı gerçeğine her geçen gün biraz daha yaklaştırılmaktadır.

NATO, emperyalist merkezler tarafından sosyalist bloğa karşı kurulan bir özel savaş aygıtı olarak, dünya halklarının eşitlik ve özgürlük mücadelesini boğmayı; işçi sınıfının ve ezilen halkların mücadelesini özel savaş yöntemleriyle bastırmayı hedeflemiştir. Sosyalist bloğun yıkılmasının ardından ise dünya halklarının yarattığı tüm birikim ve değerleri, kendi hegemonya ve sömürü düzeni adına iç savaşlar ve emperyalist müdahaleler yoluyla ortadan kaldırmaya yönelmiştir. NATO’nun genişlemesi ve yeni üyelerin katılımıyla, emperyalist paylaşım mücadelesinde ABD-AB emperyalist blokunun üstünlüğünü pekiştirmeye çalışmıştır.

2008 yılında neoliberal sermaye birikim modelinin krize girmesi, emperyalist güç merkezleri arasındaki çelişkileri daha da derinleştirmiş; ekonominin askerîleştirilmesine, savaş ve çatışmaların dünyanın farklı bölgelerine yayılmasına yol açmıştır. Vekâlet güçleri üzerinden yürütülen savaşlar, Ukrayna ve İran’da yaşanan çatışmalarla birlikte, emperyalist ve hegemonik güçlerin doğrudan karşı karşıya geldiği yeni bir aşamaya sıçramıştır.

Öyle ki Pasifik Denizinin ana gücü ABD ile Kuzey Atlantiğin (başta İngiltere, Almanya, Fransa gelmek üzere) emperyalist Avrupa ülkeleri arasındaki çelişkiler ve stratejik yönelim farklılıkları bütünüyle derinleşmiş, bunun yarattığı gerilim ve çatışmalar İran ve Ukrayna’da daha görünür hâle gelmiştir. Bundan da öte emperyalist güç merkezleri arasındaki taktik farklılaşmalar stratejik düzeye doğru genişleme eğilimine girmiştir. Bu durum, dünyada ve bölgemizde çatışma ve savaş risklerini artırırken, hangi güçlerin ve ülkelerin emperyalist paylaşımın nesnesi hâline geleceğine ilişkin belirsizlikleri de derinleştirmekte, kaotik bir dönemi beraberinde getirmektedir.

Savaş ve çatışmaların derinleştiği, faşist rejimlerin adeta bir virüs gibi yayılarak insanlığı ve yeryüzündeki yaşamı açık biçimde tehdit ettiği bu dönemde, 36. NATO Zirvesi 7-8 Temmuz’da Ankara’da gerçekleştirilecektir. Türkiye’deki finans kapital ve egemen sınıflar, dünya ölçeğinde yaşanan bu faşistleşme ve hegemonya mücadelesine kendi çıkarları doğrultusunda uyum sağlayacak dönüşümleri hayata geçirmeye çalışmaktadır. NATO Zirvesi’nin Türkiye’de düzenlenmesi, yeni karargâh ve kolorduların kurulmasına yönelik planlar, yayılmacı hedeflerle emperyalist paylaşım politikalarının kesiştiğinin göstergeleridir.

Son günlerde NATO Zirvesi’nin protesto edilmesine dahi tahammül göstermeyen devlet, devrimci ve demokratik güçlere yönelik gözaltı ve tutuklamalarla emperyalizme “dikensiz gül bahçesi” görüntüsü sunmaya; böylece kendisini meşrulaştıran emperyalist koalisyonun bir parçası olmayı hedeflemektedir.

Faşist rejimler eliyle yürütülen hegemonya ve paylaşım mücadelesi, doğayı ve insanlığı yok oluşa sürüklemektedir. Bu emperyalist sisteme karşı anti-faşist, anti-emperyalist ve anti-militarist uluslararası mücadeleyi ortaklaştırmak; yakıcı hâle gelen enternasyonal dayanışmayı ve mücadeleyi büyütmek tarihsel bir görev olarak devrimcilerin önünde durmaktadır.

Kaosun ve çatışmaların kurbanı olmak Dünya halklarının kaderi olamaz. İnsanlığın kurtuluşunu ve kalıcı barışı sağlayacak yeni bir dönemin kapısını aralayabilecek tarihsel olanak önümüzdedir. Bu olanağı hayata geçirmek için ulusal ve uluslararası ölçekte birleşik mücadeleyi örmek, devrimciler açısından acil bir zorunluluktur. Dünya Halklarının Özgürlüğü ve Barışı İçin; NATO savaş aygıtı dağıtılmalı, askerî üsler kapatılmadır.

Ve nihayet; Enternasyonalle kurtulur insanlık

Kahrolsun NATO!
Kahrolsun Emperyalizm ve Paylaşım Mücadeleleri!
Yaşasın Enternasyonalizm!

Kontrol Edin

SİLAHLARIN SUSMASI, REJİMİN RAHATLAMASI MI?

Mete GÖNÜLTAŞ Kürt Sorununun Çözümü, Ortadoğu’nun Yeniden Yapılanması ve Türkiye’de Otoriterleşmenin Yeni Maddi Temelleri Bir …