ODTÜ Provokasyonunun Politik Hedefi Neydi?

Resul ÇATAR

ODTÜ’de yaşanan provokasyonun güncel politik gelişmelerle bağlantısını doğru kavramak, önümüzdeki süreci anlamak açısından önem taşıyor. Bu tür olayları tekil ve kendiliğinden gelişen gerilimler olarak değil; Türkiye’de ve bölgede süren politik güç mücadelelerinin yol açtığı nesnel gerçeklikler üzerinden değerlendirmek gerekiyor.

Kürt halkının inkâr ve imhasına dayanan devlet politikası, Kürt özgürlük hareketinin on yıllara yayılan direnişiyle birlikte artık sürdürülemez bir noktaya ulaşmıştır. Bu gerçeklik yalnızca Türkiye sınırları içinde değil, Ortadoğu’daki güç dengeler açısından da belirleyici bir nitelik kazanmıştır. Emperyalist güçlerin bölgeyi yeniden dizayn etme hamleleri, yüz yıllık statükonun kırılmasına yol açarken Kürt sorunu da bu kırılmanın merkez başlıklarından biri haline getirmiştir.

Son bir buçuk yıldır “barış ve demokratik toplum süreci” ekseninde yürüyen tartışmalar da bu tarihsel sıkışmanın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Ancak sürecin siyasi iktidar tarafından net, kararlı ve demokratik adımlarla ilerletilmemesi; aksine belirsiz ve zamana yayılan bir hatta tutulması, başta ulusalcı ve şovenist çevreler olmak üzere çeşitli odaklara yeni manevra alanları açmıştır. Başlangıçta etkisi sınırlı olan bu çevreler, devlet içindeki kimi odakların ve AKP iktidarının Kürt sorununu hukuksal-demokratik zemine taşıyacak adımları geciktiren politikaları sayesinde daha görünür bir konuma yerleşmiştir.

Bu tablo içerisinde ODTÜ’de 6 Mayıs etkinlikleri sırasında yaşananlar, “yeni nesil” faşist ve şovenist odakların genişleyen manevra alanının somut bir örneğini oluşturmuştur. Etkinlikler sırasında gündeme taşınan bayrak provokasyonu, kısa sürede sosyal medya üzerinden organize biçimde büyütülmüş; öğrenciler ve demokratik kamuoyu hedef hâline getirilmiştir. Ardından yürütülen hedef gösterme kampanyalarıyla olaylar çarpıtılarak geniş kesimlere servis edilmiş, böylece gerilim bilinçli biçimde tırmandırılmıştır.

Sürecin devamında gözaltı ve tutuklamaların devreye sokulması, yaşananların yalnızca toplumsal gerilim yaratma amacı taşımadığını; aynı zamanda baskı ve sindirme politikalarının bir parçası olarak işletildiğini göstermektedir. Böylece bir yandan kamuoyu manipüle edilirken diğer yandan üniversite gençliği ve muhalif dinamikler üzerinde doğrudan baskı kurulması hedeflenmiştir.

ODTÜ’nün hedef alınması da tesadüfi değildir. Üniversite hareketi açısından tarihsel öneme sahip olan ODTÜ, yıllardır baskı politikalarına rağmen geri adım atmayan güçlü bir öğrenci hareketi potansiyeli taşımaktadır. Bu nedenle söz konusu provokasyonla, öğrenci hareketinin etkisini zayıflatmak ve toplumsal muhalefet içerisindeki rolünü sınırlandırmak amaçlanmaktadır.

Bununla birlikte hedef yalnızca üniversite hareketini baskı altına almak değildir. Aynı zamanda şovenizm ve ulusalcılığın gençlik hareketi içerisindeki etkisinin artırılması; özellikle 19 Mart sonrası yeniden filizlenme işaretleri veren gençlik mücadelesinin, ulusalcı-şoven bir kuşatma altında etkisizleştirilmesi amaçlanmaktadır. Böylece gençliğin demokrasi ve toplumsal mücadele ekseninde geliştirdiği politik dinamizmin etkisizleştirilmesi hedeflenmektedir.

Erken seçim ihtimalinin daha fazla tartışıldığı bir dönemde, devlet içindeki güç mücadelelerinin ve çelişkilerin artacağı öngörülmelidir. Bu durum, söz konusu müdahalelerin zeminini genişletmektedir. Ayrıca Kürt sorununun demokratik ve barışçıl çözümüne ilişkin süreç uzadıkça hem şovenist odakların hem de farklı güç mücadelelerinin hareket alanı büyümekte, bu da yeni provokasyonların önünü açmaktadır.

Bu nedenle barış ve demokrasi mücadelesi yürüten devrimci-demokratik dinamiklerin ortak mücadele hattını güçlendirmesi hayati önem taşımaktadır. Provokasyonlara karşı en güçlü yanıt, parçalı ve dağınık halde bulunan demokrasi güçlerinin birleşik bir mücadele zemini oluşturabilmesidir.

Kontrol Edin

Faşizme ve Savaşa Karşı Birleşik Mücadeleyi 1 Mayıs’ta Büyütelim!

Emperyalist paylaşım savaşlarının ve faşist rejimlerin giderek derinleştiği; halkların emeğine, geleceğine ve yaşamlarına pervasızca saldırıldığı …